Fenomenolojik Bakış Açısı Nedir?


Fenomenoloji, öznel deneyimlere veya bunların çalışmalarına atıfta bulunmak için kullanılır. Deneyimleyen özne, kolaylık olması açısından, kişi ya da benlik olarak kabul edilebilir. Fenomenolojik felsefede (ve özellikle Husserl, Heidegger ve Merleau-Ponty’nin çalışmalarında) “deneyim”, genellikle günlük kullanımda kabul edildiğinden çok daha karmaşık bir kavramdır. Bunun yerine, deneyim (ya da Varlık ya da varoluşun kendisi) bir “ilişki içinde” fenomendir ve “Dünyada-Varlık” terimiyle uyandırılan yönlendirilmişlik, cisimleşme ve dünyevilik nitelikleriyle tanımlanır.

Bununla birlikte, “deneyimler”in değişmez bir özelliği, prensipte, onların herhangi bir dış gözlemci tarafından doğrudan gözlemlenememeleridir. Belirli bir deneyimin niteliği veya doğası, genellikle, arketip örneği “kızarmak” olan qualia terimiyle ifade edilir. Örneğin, “Benim yanaklarımın kızarması deneyimim sizinkiyle aynı mı?” diye sorabiliriz. Böyle bir soruyu herhangi bir somut yolla yanıtlamak zor olsa da, öznelerarasılık  kavramı genellikle insanların birbirlerinin deneyimleriyle nasıl empati kurabildiklerini ve gerçekten de anlamlı iletişim kurabildiklerini anlamak için bir mekanizma olarak kullanılır. Kişi ve dünyanın karşılıklı olarak kurucu olduğu, Dünyada-Varlığın fenomenolojik formülasyonu burada merkezidir.

Fenomenolojik Bakış Açısı Nedir?

Fenomenolojik bakış açısı kişinin etrafındaki her şeyi öznel olarak algıladığı durumu tanımlar. Fenomenoloji bakış açısına göre kişinin yaşantısında bulunan tüm maddeler ve olaylar o kişinin perspektifi ile algılanır. Bu nedenle obje veya durumlar aynı olsa dahi kişiler bunları birbirinden farklı algılayabilir.

Fenomenoloji Yaklaşım Nedir?

Bir durum veya olayı kendi öznel algılarımız ile yorumlamamaza yarayan bir araştırma yöntemidir. Bu yaklaşıma göre denize giren ben deniz sıcaklığını kendi algılarıma göre yorumlarken bir başkası da kendi algıladığı şekilde yorumlayacaktır. Bu nedenle deniz sıcaklığı aynı olsa da birisi suyun sıcak diğeri ise soğuk olduğunu söylebilir.

Öznel bilinçli deneyimin fenomenolojisine yönelik psikoterapötik ve bilimsel yaklaşımlar, olasılıkları tüketiyor gibi görünmüyor. Psikoterapi ve kendi kendine yardımın bazı alanlarında farklı fenomenolojik yaklaşımlar devam etmektedir.

Fenomenoloji ve Psikoloji

On dokuzuncu yüzyılın sonundan önce yaygın olan felsefi psikoloji, büyük ölçüde iç gözleme dayanıyordu. Bu gözlemlere dayanan zihinle ilgili spekülasyonlar, William James ve davranışçı Edward Thorndike, Clark Hull, John B. Watson ve B. F. Skinner gibi psikolojiye daha bilimsel bir yaklaşımın öncü savunucuları tarafından eleştirildi. Bununla birlikte, Francisco Varela’nın deneysel katılımcıları fenomenolojik indirgemenin yapılandırılmış ‘iç gözlemi’ konusunda eğitme girişimlerinin gösterdiği gibi, içebakış özünde sorunlu değildir.

Filozoflar uzun zamandır “qualia” sorunuyla karşı karşıya kaldılar. Çok az bir grup kişilerin bir objeyi aynı şekilde algılayabileceğini savunmaktadır. Bunun dışındakiler ise deneycilerin geçmişi bire bir aynı bile olsa algılarının birbirlerinden farklı olacağını iddia eder.


Arkadaşlarınızla paylaşın!

62
62 noktalar

0 yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

EnglishTurkish