Mitolojik Tanrılar

Vaftizci Yahya Kimdir? Hikayesi ve Hayatı

Vaftizci Yahya (St. John the Baptist) MÖ 1. Yüzyılın ilk dönemlerinde Filistin, Kudüs şehrinin yakınlarında dünyaya gelmiştir. MS. 28 ila 36 yılları arasında ölmüştür. Tanrı’nın emirlerini ve insanların sona hazırlanmasını tebliğ eden Yahudi kökenli Peygamber olarak bilinmektedir. Bunun yanında Hristiyan aleminde İsa Mesih’in habercisi olduğu düşünülen ve bu nedenle saygı gören bir azizdir. Vaftizci Yahya uzun yıllarını çölde geçirdikten sonra Vaftizci Yahya, Ürdün Vadisi yakınlarında bir peygamber olarak ortaya çıkmıştır. Hatırı sayılır takipçisi bulunmaktadır ve İsa’nın da takipçileri arasında olduğu söylenmektedir.

Vaftizci Yahya’nın hayatı ve faaliyeti hakkında birincil bilgi kaynakları dört İncil (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna), Elçilerin İşleri ve Yahudi tarihçi Flavius ​​Josephus’un The Antiquities of the Jewish kitabıdır. Bu eserler tarihsel yeniden inşa için kullanılırken, her yazarın bilinen eğilimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Dört İncil de Hristiyanlık döneminin Yahya ilebaşladığını söyler.Her bir İncil Yahya’nın önceliğini İsa’nın insanlığa müjdelenmesiyleilişkilendirmeye çalışır. Markos İncili’ne göre İsa gizli bir peygamberdir. Onun topluluklar tarafından bilinmesini ve gerçek Mesih olmasını sağlayan Vaftizci Yahya’dır.

İncil’e Göre Yahya

Matta ve Luka’nın Markos’un anlatısını daha da kapsamlı şekilde anlattığı görülmektedir. Matta İncili’ne göre Vaftizci Yahya, Tanrı’nın krallığının habercisi olan yeni (Elijah) İlyas veya İlyas’ın reankarne olmuş hali olarak tanımlanır (Matta 3). Matta’ya göre, İsa’nın öldürülmesi gibi Yahya’nın öldürülmesi de, Tanrı’nın kurtuluş teklifine karşı eski İsrail halkının düşmanlığını göstermektedir. Luka İncili’nde ve Yahya’nın İlyas ile benzeştirilmesinden bahsetmez. Ancak Yahya’yı İsa’nın öncüsü ve kehanetin Mesih’in müjdecisi olarak tanımlar. Luka İncili’nde Yahya’nın ve İsa’nın bebeklik dönemine ilişkin yazdıkları, Vaftizci’nin takipçileri tarafından aktardıklarına dayanmaktadır. Luka’ya göre İsa ve Yahya’nın gelişini, her bir çocuğun doğumu, her bir sünnet, her bir dini olay öncede haber vermiştir. Buna göre Yahya, daha annesinin rahmindeyken bile, İsa’yı yegane Mesih olarak tanımaktadır.

Vaftizci Yahya'nın Vaazı

Vaftizci Yahya’nın Vaazı

Yuhanna’ya İncili’ne göre İlyas ve Yahya’nın ilişkisi bunmaz. Bunun yerine Yahya bir vaftizci olarak görülmektedir. Bu İncil İsa’nın vaftiz olmasını içermez., Burada Yahya Mesih’in tüm karakterini tanıma arzusu ve dönemin evangalist inançları ile Mesih arasındaki ilişki incelemektedir.

Vaftizci Yahya’nın Hayatı

Bu kaynaklarda bulunan kişisel kanaatler dikkate alındığında Vaftizci Yahya hakkında kesin bir yargıya varmak oldukça zordur. Vaftizci Yahya’nın Hayatı hakkında birazdan okuyacaklarınızın güvenilirliği ise tartışmalıdır.

Vaftizci Yahya, Abijah tarikatından bir rahip olan Zekeriya ve belki de İsa’nın annesi Meryem’in bir akrabası olan eşi Elizabeth’in çocuğu olarak Yahudiye’de bir yerde doğdu. En verimli ve kendisini yetiştirdiği yıllar Esseneler (yaklaşık MÖ 2. yüzyıldan MS 1. yüzyılın sonuna kadar var olan katı bir Yahudi tarikatı) gibi manastır tarikatlarınınve münzevilerin gençleri çeşitli alanlarda eğittiği Yahudiye çölünde geçmiştir.

Yahya 28 ile 30 yaşları arasında bir rahip olarak değil bir peygamber olarak ortaya çıkmıştır. Salim yakınlarındaki Aenon”dan (modern Nāblus’a yakın) Eriha’nın doğusundaki bir noktaya kadar aşağı Ürdün vadisi bölgesinde faaliyet gösteriyordu. Sade deve tüyü giysisi, peygamberlerin geleneksel giysisiydi. Çekirge ve yabani baldan oluşan diyeti, Yahudi saflık yasalarına katı bağlılığını veya bir Nezir’in (özellikle Tanrı’nın hizmetine yemin etmiş bir Yahudi) çileci davranışını temsil ediyordu. Misyonu, Yahudi toplumunun tüm kademelerine hitap ediyordu. Mesajı, Tanrı’nın dünya üzerindeki yargısının yakın olduğu ve bu yargıya hazırlanmak için insanların günahlarından tövbe etmesi gerektiğiydi. Bu kapsamda insanların vaftiz olması ve tövbe ederek günahlarından arınması gerekliydi.

Yahya’nın mesajının anlamıyla ilgili bazı sorunlar tartışılmaya devam ediyor: Matta İncili’nde Yahya, “Benden sonra gelen benden daha güçlüdür” der; bu, Tanrı’nın kendisine, bir insan mesihine veya aşkın bir ilahi varlığa atıfta bulunabilir. Ayrıca, “Seni suyla vaftiz ediyorum…; O sizi Kutsal Ruh ve ateşle vaftiz edecek”; bu ikinci vaftiz, mesih yerine Tanrı’nın yargısını temsil ediyor olabilir.

Vaftizci Yahya’nın takipçileri, tövbe orucu ve özel dualarla karakterize diğer dinlerden ayrılmıştır. Yahya’nınn Luka İncili’ndeki etik adalet ve hayırseverlik çağrısı, herkesi kapsamaktadır.

Yahya’nın Vaftizi

Daha önceki peygamberler gibi, Yahya’nın da müritlerinden oluşan bir yakın çevresi olmasına rağmen, vaftiz edilmek bu topluğa katılmak için bir ayin değildi. Vaftiz edilmek, manevi dünya yargısına hazırlık olarak tövbeyi simgeleyen ve dünya hayatının ise doğru olarak yaşanmasını simgeleyen ayindi. Bu kapsamda vaftiz akan suya daldırılarak yapılır ve kişinin önceki günahkar hayatını terk ettiğini simgelerdi.

Vaftiz edilmek Hıristiyanlıkta affı temsil etmiştir. Ayrıca Yahudiliğin yerini alan ve hem Yahudiler hem de Yahudi olmayanlar için, Tanrı’nın affı için hazırlanan ve yeni bir halkı işaret eden bir ayin olarak tasarlanmamıştı. Herhangi bir kanıt bulunmasa da insanın ilahiyatla yeniden birleşmesini ve göksel evine dönüşünü simgeleyen bir yeniden doğuş ayini olarak da görülebilir.

Vaftizci Yahya'nın İsa'yı Vaftiz Etmesi

Vaftizci Yahya’nın İsa’yı Vaftiz Etmesi

Yahudilerin vaftiz şekli ve yöntemi farklıdır. O dönemde farklı birkaç bölgede vaftiz uygulamaları bulunmaktadır. Ancak bu uygulamaların hiçbiri Vaftizci Yahya’nın uygulamaları ile benzeşmez. Onunki kısmen Essenelerin inisiyasyon vaftizine benziyor olabilir. Yahya’nın vaftizi muhtemelen Kutsal Ruh tarafından bir ateş nehrinde gerçekleşecek olan ikinci bir “vaftiz” olarak simgelenen, ölüm sonrası dünya yargısına dönük bir semboldür.

Yahya, İsa’yı vaftiz ettikten bir süre sonra Celile ve Ürdün’ün merkezi hükümdarı Herod Antipas tarafından hapse atılmıştır. Suçu, İncil’de bahsedilen mesajları yaymaya çalışmak değildi. Onu suçu siyasiaçıdan bazılarının canını yakmaktı. Herod üvey erkek kardeşinin boşanmış karısı Herodias ile (Yahudi Yasasına göre yasadışı bir şekilde) evlenmişti ve komşu bir Arap halkı olan Nebati Kralı IV. Aretas’ın kızı olan ilk karısından boşanmıştı. Yahya’nın bu evliliğe karşı olması Herod’a karşı bir tehdit oluşturdu. Buna göre Yahudi topluluğu Arap kökenli olanlar ile birleşebilirdi. Yahya’nın infazı, Kral Aretas’ın Herad’a karşı MS. 35-36’da kazandığı zaferden kesinlikle önce gerçekleşti. İncillere göre Vaftizci Yahya’nın ölümü İsa’dan önce olmuştur. Yahya’nın takipçilerinin cesedini bulup gömmesi ve mezarına saygı göstermiş olması olasıdır. Vaftizci Yahya’nın mezarı 360 yılından sonra keşfedilmiş ve Sebaste gömü alanındadır.

İslam’da Vaftizci Yahya

Yahya Peygamber, İncillerde Vaftizci Yahya olarak geçmektedir. Mukaddes Kitap İncil bize, insanları günahlarından arınmak için onları Ürdün Nehri’ne suya daldırarak tövbe etmeye ve Tanrı’ya dönmeye nasıl teşvik ettiğini anlatır.

Kuran, Yahya’nın insanları Ürdün Nehri’nde vaftiz olmaya çağıran bir Vaftizci olarak bahsetmez. Ancak vaftiz, İslam’ın günde beş kez namaz denilen farz namazdan önce zorunlu kıldığı abdest ile ilgilidir. Yahya, İsa ve onların yakın takipçileri için Vaftiz, bedenen ve ruhen arınmak için yapılan bir banyo veya abdestten başka bir şey olarak görülmez.

Ancak Aziz Pavlus vaftiz edilmeyi, ilk insan olan Adem’den miras kalan günahlardan kefaret yoluyla arınma ile ilişkilendirmiştir. Hristiyan Kilisesi, vaftiz edilmeyi İsa’nın çarmıha gerilmesi ve dirilişine olan inancının merkezinde tutar.

İncil, İsa’nın Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildiğinden bahsedir. Vaftizci Yahya İncil’e göre, İsa’nın “Tanrı’nın Kuzusu” misyonunun bir habercisi olarak görülmektedir. Açıkçası, İslam’ın bu inançlarla hiçbir ilgisi yoktur ve onları doktrinsel sapmalar olarak reddeder.

Müslümanlar için Hz. Yahya, Allah’ın kutsal bir peygamberidir. İslam’a göre Yahya, İbrahim, Musa ve İsa diğer tüm peygamberler gibi görülmektedir.

Vaftizci Yahya’nın Ölümü

Vaftizci Yahya’nın başının kesilmesi ya da Vaftizci Yahya’nın idamı olarak da bilinen Vaftizci Yahya’nın kafasının kesilmesi, çeşitli Hıristiyan kiliseleri tarafından kutsal bir gün olarak anılan İncil’deki bir olaydır. Yeni Ahit’e göre, Roma İmparatorluğu altındaki Celile’nin hükümdarı Herod Antipas, Vaftizci Yahya’yı hapse atmıştı çünkü Hirodes’i ilk karısını boşadığı ve yasadışı bir şekilde baldızını (erkek kardeşinin karısı) ikinci karısı olarak aldığı için alenan günah işliyordu. Herod Antipas daha sonra Vaftizci Yahya’nın kafası kesilerek öldürülmesini emretti.

Vaftizci Yahya - Leonardo da Vinci

Vaftizci Yahya – Leonardo da Vinci

İncil dışı bir kaynak olarak, Yahudi tarihçi Josephus ayrıca Herod’un Yahya’yı hapse attırdığını ve öldürdüğünü anlatır, ancak Herod’un bunu yapmasının gerçek sebebinin “Yahya’nın insanlar üzerinde sahip olduğu büyük etki” olduğunu belirtir.  Bu etki sayesinde Yahya’nın olası bir isyanı teşvik edebileceğinden korkar. Josephus ayrıca Yahudilerin birçoğunun daha sonra Hirodes’in (Herod) başına gelen askeri felaketin, Yahya’ya karşı davranışı nedeniyle Tanrı’nın cezası olduğuna inandığını belirtir.

Sinoptik İncillere göre, Roma İmparatorluğu altında Celile’nin tetrarkhi veya alt kralı olan Herod, karısını (Nabataea Kralı Aretas’ın kızı Phasaelis) boşadığı ve baldızını yasadışı bir şekilde aldığı için Yahya tarafından eleştirilmişti. Kardeşi Herod Philip I’in karısı Herodias, Herod’un doğum gününde, Herodias’ın kızı (Josephus’un Salome olarak tanımladığı) ve misafirlerinin önünde dans etti. Dans etmesi Hirodes’i o kadar memnun etti ki, Herod sarhoşlukla ona istediği her şeyi vereceğine söz verdi. Salome annesine ne isteyeceğini sorduğunda, kendisine bir tepside Vaftizci Yahya’nın kellesinin verilmesini isteyeceğini söyledi. Herodes bu istek karşısında dehşete düşse de istemeden kabul etti ve Yahya’yı hapishanede kafasını keserek idam ettirdi. Sanatta dünyasında bu bölüm Herod’un Ziyafeti olarak bilinir.

Kaynakların hiçbiri Yahya’nın Kafasının Kesilmesi ile alakalı kesin bir tarih vermiyor. Bu tarih muhtemelen MS 27’de Vaftizci Yahya’nın hapsedilmesinden sonra MS 28–29 yılları arasındadır. Herodias’ın metresi olarak aldığı kardeşinin eşinin emriyle öldürülmüştür. Josephus’a göre ölüm, Machaerus’un kalesinde gerçekleşmiştir.

Vaftizci Yahya Günü

Vaftizci Yahya’nın Başının Kesilmesi’nin bir tarihle anılması, bir azizi onurlandırmak için hem Doğu hem de Batı kültüründe tanıtılan en eski şölenlerden biri olan doğum günü (yılbaşı) kadar eskidir.

Lutheran Kilisesi’nin yaptığı gibi Roma Katolik Kilisesi, 29 Ağustos’ta bu bayramını kutlamaktadır. Bunun yanında diğer kiliseler de bu günü kutlamaktadır. Ancak bir bayramdan daha çok anma günü olarak bilinmektedir.

Yahudi tarihçi Josephus da Yahudilerin Eski Eserleri’nde Hirodes’in Yahya’yı öldürdüğünü anlatır ve “Yahya’nın halk üzerindeki büyük etkisi ile toplum içerisinde bir isyan çıkarmasın.” Diye idam edildiğini söyler. “Halk Yahya’nın her sözünü dinliyordu, bu yüzden Hirodes onu öldürmenin en iyisi olduğunu düşündü.” Diye ekler. Ayrıca Yahudilerin çoğunun, kayınpederi (Phasaelis’in babası) Aretas’ın Hirodes’in başına gelen askeri felaketin, onun haksız davranışından dolayı Tanrı’nın cezası olduğuna inandığını belirtir.

Doğu Ortodoks ve Bizans Katolik kiliseleri de bu bayramı 29 Ağustos’ta kutlar. Rus, Makedon, Sırp ve Etiyopya Ortodoks Kiliselerinin kullandığı Jülyen Takviminde bu tarih, 11 Eylül’e karşılık gelmektedir. Anma günü her zaman katı oruçla kutlanır ve bazı kültürlerde dindarlar bu gün düz tabaktan yemek yemez ve bıçak kullanmaz.

Ermeni Apostolik Kilisesi Paskalya Haftası Cumartesi günü St. John the Baptist’i anarken, Süryani Ortodoks, Hint Ortodoks ve Suriye-Malankara Katolik Kiliseleri 7 Ocak’ta onun ölümünü anmaktadır.

Yahya’nın Kesik Başı Nerede?

Vaftizci Yahyanın kesik başı ile alakalı tarihte çeşitli bulgular yer almaktadır. Yazılı kaynaklara göre Vaftizci Yahya’nın idamından sonra öğrencileri, Herodias’ın alıp bir gübre yığınına gömdüğü başı dışında kalan cesedini Sebastia’ya gömdüler. Daha sonra Hirodes’in kahyası ile evli olan Aziz Joanna, gizlice Yahya’nın başını alıp yüzyıllarca saklı kaldığı Zeytin Dağı’na gömdü.

Yahya’nın kesik başı ile alakalı ilk bulgunun dördüncü yüzyılda ortaya çıktığı söylenmektedir. Başın gömüldüğü Zeytin Dağı’ndaki mülk, keşiş olan bir hükümet yetkilisinin eline geçmiştir. Bu kişi daha sonra orada bir kilise ve bir manastır hücresi inşa etmiştir. Yapının temeli kazmaya başladığında, Vaftizci Yahya’nın başının bulunduğu kap ortaya çıkmıştır. Ancak kutsal emanetin kafirler tarafından kötüye kullanılmasından korktukları için onu bulunduğu yere tekrar geri koymuşlardır. Yetkilinin ölümü sonrasında ise klima zamanla yıkılmıştır.

Vaftizci Yahya'nın Kesik Başı

Vaftizci Yahya’nın Kesik Başı

İkinci Bulgu’nun 452 yılında meydana ortaya çıktığı söylenmektedir. Büyük Konstantin’in hükümdarlığında Kudüs’e hac yolculuğunda bulunan iki keşişin, Vaftizci Yahya’nın vizyonlarını gördükleri ve bu vizyonlarda Yahya’nın onlara kesik başının yerini tarif ettiği söylenmektedir. Söylenene göre keşişler Yahya’nın başını buldular ve bir çuvala koyduktan sonra yollarına devam ettiler. Yolda isimsiz bir çömlekçi ile karşılaştılar ve çantanın içinde ne olduğunu söylemeden taşıması için ona verdiler. Vaftizci Yahya çömlekçiye göründü ve elinde tuttuğu şeyle dikkatsiz ve tembel keşişlerden kaçmasını emretti. Çömlekçi Yahya’nın söylediklerine uyarak onu alıp evine götürdü. Çömlekçi ölmeden önce kesik başı koyduğu çömleği kız kardeşine verdi. Bir süre sonra, bir Arian olan Eustathius adında bir başka keşiş, kendisine mürit toplamak için Yahya’nın başını ele geçirdi. Daha sonra kesik başı Emesa yakınlarındaki bir mağaraya gömdü. Sonunda, o yerde bir manastır inşa edildi. 452 yılında Vaftizci Yahya, bu manastırın başı olan Archimandrite Marcellus’a göründü ve toprağa gömülü bir su testisinde başının nereye saklandığını gösterdi. Kalıntı, Emesa şehrine getirildi ve daha sonra Konstantinopolis’e (İstanbul’a) nakledildi.

Vaftizci Yahya’nın Başının Üçüncü defa ortaya çıkması. Müslüman akınları döneminde (yaklaşık 820) olmuştur. Bu zaman diliminde Kapadokya Komanasına nakledildiği ve gömüldüğü söylenmektedir. 850 yılında, Konstantinopolis Patriği Ignatius (847-857), Aziz Yahya’nın başının saklandığı yeri rüyasında gördü. Patrik vizyonunu İmparator III. Michael’a aktardı. İmparator vizyonun gösterdiği yere bir ordu göndererek Yahya’nın başını buldu.

Vaftizci Yahya’nın Batı Şeria’daki günümüz Nablus yakınlarındaki Filistinli Sebastia köyüne gömüldüğü söyleniyor. Dördüncü yüzyılda orada adına düzenlenen anıtlardan bahsediliyor. Tarihçiler Rufinus ve Theodoretus, tapınağa 362 civarında Mürted Julian döneminde saygısızlık edildiğini, kemiklerin kısmen yakıldığını belirtmişlerdir. Sebastia’daki mezar yine de dindar hacılar tarafından ziyaret edilmeye devam ediyor. Bugün Vaftizci Yahya türbesi Nabi Yahya Camii’nde (“Vaftizci Yahya Camii”) bulunmaktadır.

Günümüzde Yahya’nın Başı Nerede?

Vaftizci Yahya’nın başına ne geldiğini belirlemek zor. Nicephorusve Symeon Metaphrastes, Herodias’ın onu Machaerus’un kalesine gömdüğünü söyler (Josephus’a göre). Diğer yazarlar, Kudüs’teki Hirodes’in sarayına defnedildiğini söylemektedir.Kesik baş burada Konstantin döneminde bulunmuş ve oradan gizlice Fenike’deki Emesa’ya götürülmüş ve saklanmıştır. 453 yılına kadar ortaya çıkmamıştır.

Yüzyıllar boyunca, dünya çapında çeşitli efsanelerde ve iddia edilen kutsal emanetlerde birçok tutarsızlık olmuştur. Birkaç farklı yer, Vaftizci Yahya’nın kopmuş başına sahip olduğunu iddia ediyor.

Yahya’nın kesik başının nere olduğuna dair iddialar şunlardır;

  • Bir Roma Katolik geleneği, Roma’daki Capite’deki San Silvestro’da sergilenen başın Vaftizci Yahya’ya ait olduğunu savunur.
  • Fransa’da bulunan Katolik Amiens Katedrali, Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Fransız liderleri tarafından Konstantinopolis’ten bir kalıntı olarak getirilen Vaftizci Yahya’nın başı olduğunu iddia ettikleri kesik başa sahiptir.
  • İslami gelenek, Vaftizci Yahya’nın başının, şimdi Emevi Camii olan Şam’daki Vaftizci Yahya Bazilikası olarak adlandırılan yere defnedildiğini iddia eder. Papa John Paul II, 2001 yılında Suriye ziyareti sırasında camiyi ziyaret etmiştir.
  • Kudüs’teki Vaftizci Yahya Doğu Ortodoks Kilisesi, Vaftizci Yahya’nın Kafatasının sözde bir parçasını sergilemektedir.
  • Almanya, Münih’teki Residenz’deki bir kutsal emanetin, önceki Bavyera hükümdarlarının Vaftizci Yahya’nın kafatası olduğunu düşündüklerini içerdiği etiketlendi.[14]
  • Bazıları [kim tarafından?] Kafatasının bir parçasının Athos Dağı’ndaki Rumen skeçi Prodromos’ta tutulduğuna inanılıyor.

Vaftizci Yahya’nın Sağ Kolu

Bazı anlatılara göre, Evanjelist Luka, Yahya’nın gömüldüğü yer olan Sebastia şehrine gitti ve buradan Yahya’nın (İsa’yı vaftiz eden el) sağ elini aldı ve memleketi olan Antakya’ya getirdi. Sözde burada çeşitli mucizeler gerçekleştirdi. Kutsal emanetin Haç’ı Yüceltme Bayramı’nda (14 Eylül) çıkarılarak müminlere gösterildiği bilinmektedir. Elin parmakları açık ise, bereketli bir yılın alâmeti olarak yorumlanır; el kapalı ise yılın kötü geçeceği düşünülürdü.

Kolun daha sonra 956’da Antakya’dan Konstantinopolis’e nakledildiği söylenir. 7 Ocak’ta Ortodoks Kilisesi, Kutsal Öncünün Sağ Elinin Antakya’dan Konstantinopolis’e Nakil Bayramını ve Aziz Yahya Gününü kutlar.

Vaftizci Yahya'nın Sağ Kolu

Vaftizci Yahya’nın Sağ Kolu

1204’te Konstantinopolis’in Haçlılar tarafından yağmalanmasından sonra, Frank imparatoru Baldwin’in Vaftizci Yahya’nın bileğinden bir kemiği Ottonus de Cichon’a verdiği ve onun da kemiği Fransa’daki bir Cistercian manastırına verdiği iddia edilmektedir.

Konstantinopolis döneminde Antakya’dan Konstantinopolis’e getirilen kol, 12. yüzyılda İmparatorun şapelinde, ardından Pharos Meryem Ana Kilisesi’nde, Peribleptos Kilisesi’nde tutulmuştur. 15. yüzyıl. İspanyol elçisi Clavijo, 1404’te İstanbul’u ziyareti sırasında iki farklı manastırda iki farklı el gördüğünü bildirmiştir.

Osmanlı Dönemi

Osmanlılar 1453’te Konstantinopolis’i fethettiklerinde kutsal emanetin mülkiyetini ele geçirdiler. 1484’te Sultan II. Bayezid, emaneti geri almak için kardeşi Cem’i kola sahip olan Rodos şövalyelerine gönderdi. O bu hikayenin sonu ile alakalı ise iki anlatı bulunmaktadır.

Türkler, 1585’te Sultan III. Murad’ın kutsal emaneti Hıristiyan Şövalyelerden almayı başardığını ve kolu, bugüne kadar Topkapı Sarayı’nda kaldığı Konstantinopolis’e (İstanbul, Türkiye) geri getirdiğini iddia etmektedir. Kol, altın ve gümüş süslemeli bir emanet kutusunda tutulmaktadır. Kolda birkaç yazı bulunmaktadır: İşaret parmağında “Tanrı’nın sevgilisi”, bilekte “Bu Vaftizcinin eli” ve dirseğin üstündeki bantta ise “(keşiş) Dolin Monahu’ya aittir” yazmaktadır.

Yine de Ortodoks Hıristiyanlar, 1798’de Napolyon’un Malta adasını fethettiği ve ardından kuşatmas sırasında, Yahya’nın kolunun Büyük Üstat Ferdinand von Hompesch’in yanına almasına izin verilen birkaç hazineden biri olduğunu iddia ediyorlar.Yahya’nın kolu 12 Ekim 1799’da Hompesch’in istifasının ardından, Tarikatın yeni Büyük Üstadı seçilen Rus imparatoru I. Paul’e sunulmuş ve Rusya’daki Gatchina’daki Tarikat Sarayışapeline götürülmüştür. 1917 Bolşevik Devrimi’nden sonra Doğu Ortodoks Kilisesi yetkilileri Yahya’nın kolunu, Gatchina’daki kiliseden Karadağ’daki Ostrog manastırına ve oradan da bugüne kadar sergilendiği Karadağ’daki Cetinje Manastırı’ndaki mevcut konumuna taşımışlardır.

Bununla birlikte, üçüncü bir hikayeye göre, son Bizans imparatoru, kolu ülkeyi fetheden Osmanlılardan kurtarmayı başardı ve onu, kutsal emanetin yılda bir kez sergilendiği memleketi Siena’ya götürdü.

Yahya’nın Kolu Hakkındaki İddialar

Tarihsel araştırmaların yanında günümüzde Vaftizci Yahya’nın kolunun nerede olduğu hakkında çeşitli iddialar bulunmaktadır. Bunlardan bazıları şöyledir;

  • Yahya’nın Sağ elinin Yunanistan’ın Athos Dağı’ndaki Dionysiou manastırında tutulduğu da iddia edildi.
  • Vaftizci Yahya’nın kalıntılarının, Mısır’ın Scetes kentindeki Büyük Aziz Macarius’un Kıpti Ortodoks Manastırı’nda olduğu söyleniyor.
  • Almanya’daki Aachen Katedrali, Vaftizci Yahya tarafından giyildiği iddia edilen ve bir kutsal emanet olarak tapılan bir cüppeye sahiptir.
  • Temmuz 2010’da, Bulgaristan’ın St. Ivan Adası’ndaki 5. yüzyıldan kalma bir manastırın kalıntılarının altında küçük bir kutsal emanet bulundu. Yerel arkeologlar kutsal emaneti Ağustos ayında açtılar ve kutsal emanet üzerindeki Yunanca bir yazıtın yorumuna dayanarak Vaftizci Yahya’ya ait olduğuna inandıkları bir kafatası, bir el ve bir dişe ait kemik parçaları buldular. Açılışa tanık olan Bulgar Ortodoks piskoposu, kalıntıların adadaki muhtemelen azize adanmış 11. yüzyıldan kalma bir kiliseden bir kalıntı olabileceğini tahmin etti. Kalıntılar 1. yüzyıla kadar karbon tarihlendirmesi yapılmıştır.
  • Vaftizci Yahya’nın parmağı olduğu iddia edilen bir kutsal emanet, Missouri, Kansas City’deki Nelson-Atkins Sanat Müzesi’nde sergilenmektedir.
  • 29 Ağustos 2012’de, Castel Gandolfo’nun yazlık sarayında halka açık bir konuşmada, Papa XVI. Yahya’nın baş kalıntısının Roma Capite’deki San Silvestro Bazilikası’na nasıl nakledildiğini anlattı.

Kaynaklar; onlinebible, perseusedu, ocaorg, vaticanva, historygatchina, sansilvestroincapite, madainproject, pravoslavie, aleteia, history, textweek.

Bir önceki yazımız olan Kutsal Kase Nedir? Kutsal Kadeh Gerçek mi? başlıklı makalemizde Kral Arthur, kutsal kase ve kutsal kase efsanesi hakkında bilgiler verilmektedir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.